Buluş

Salı, 31 Aralık 2013 19:27

Bismillahirrahmanirrahim

 

          BULUŞ

Otuz üç yaş, on iki yıl sonra bu şehir

Bu ışıklar, bu kalp, bu hâin gece

İçinde hep aynı şarkı söylenir

İçimde hep aynı garip bilmece

Otuz üç yaş, on iki yıl sonra bu şehir

Bu ışıklar, bu kalp, bu hâin gece

 

Sanki ilk gençliğim dallarda gülen

Ve beni çağıran o müşfik sesin

Kalbime bir ışık gibi süzülen

Şimdi hangi ölüm ülkesindesin

Sanki ilk gençliğim dallarda gülen

Ve beni çağıran o müşfik sesin

 

Seni hangi nefret alıp götürdü

Hangi yalan çaldı güzelliğini

Sen ey içimdeki en güzel süngü

Duydum mevsimlerle tükendiğini

Seni hangi nefret alıp götürdü

Hangi yalan çaldı güzelliğini

 

Nasıl bir serâba değdi alnımız

Şam sarayı nasıl ayırdı bizi

Karanlık dünyada bıraktığımız

Dönüşü olmayan günlerimizi

Nasıl bir serâba değdi alnımız

Şam sarayı nasıl ayırdı bizi

 

Gömleği ters giymiş eski gövdeler

Tedirgin bir yolcu gezer yollarda

Boşanmış yoluna tertemiz seher

Bir ölüm tufânı gibi son yazda

Gömleği ters giymiş eski gövdeler

Tedirgin bir yolcu gezer yollarda

 

İşte kapındayım miskin günahkar

İşte kapındayım vursunlar beni

Vursunlar ey Mevlâ'm oğlun yerine

Bir kurşun sesiyle değişsin dünyam

Bir kılıç sesine hasret gövdemi

Sersinler kerbela behçelerine

İşte kapındayım vursunlar beni

Vursunlar ey Mevla'm oğlun yerine

 

 

                             İsmail AYKANAT

30-9-2001 / 13-Recep-1422

Yeni Makale ve Video öğeleri

Yeni Kitaplar

  • Maktel-i Âl-i Resûl (Lamiî Çelebi)

    Türkçe makteller, Türklerin Kerbelâ algısını göstermesi bakımından önemli kaynaklard ...
  • Ahlak

    Hiç şüphesiz ahlak ilminin değeri, üstünlüğü ve önemi; basiretli ve ince dü ...