Vahiy Mantığında Kadın

Pazar, 22 Aralık 2013 12:26

 

 Çok değerli Mecme’ul Beyan tefsirinde[1] şöyle yer almıştır: Esma bint-i Ümeys, değerli eşi Cafer b. Ebi Talib’le ilâhi ve salt dini korumak için yaptıkları hicretten geri döndüklerinde Peygamber’in eşlerini görmeye gitti ve onlara şöyle dedi: “Kur’ân’da kadınlar hakkında bir ayet var mıdır? ” Onlar, “Hayır” dediler. Böylece Esma hemen Allah Resulü’ne koştu ve şöyle arz etti: “Kadınlar ümitsizlik ve ziyan içindedirler.” Peygamber, “Hangi açıdan? ” O şöyle arz etti: “Erkekler hayırla anıldığı gibi kadınlar anılmamıştır. Bunun üzerine merhamet sahibi olan Allah şu ayeti nazil buyurdu: “Doğrusu erkek ve kadın Müslümanlar, erkek ve kadın müminler, boyun eğen erkekler ve kadınlar; doğru sözlü erkekler ve kadınlar, sabırlı erkekler ve kadınlar, gönülden bağlanan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar, iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı çok anan erkekler ve kadınlar, işte Allah bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır.” [2] Bu ayet-i şerife de açık bir şekilde yer aldığı üzere kadınlar da erkekler gibi manevi ve melekuti on yüce makama ulaşabilirler ve bu yolla Hakk’ın mağfiretini ve uhrevi büyük mükâfatı elde edebilirler. O makamlar şunlardır: 1- İslâm makamı, 2- İman makamı, 3- İtaat makamı, 4- Doğruluk makamı, 5- Bütün olaylar karşısında sabır ve istikamet makamı, 6- Hakk’ın cezasından ve azametinden korku makamı, 7- Ürünü sadaka olan yücelik ve cömertlik makamı, 8- Oruç makamı, 9- Nefsini kontrol etmek ve şehvetlerine malik olmak makamı, 10- Hakk’ı zikir ve hatırlama makamı.

 Esma bint-i Yezit-i Ensari Allah Resulü’nün huzuruna vardı. Peygamber ashaptan bir grup ashapla oturmuş bulunuyordu. Esma şöyle arz etti: “Annem babam sana feda olsun! Ben kadınların temsilcisi olarak sana gelmiş bulunmaktayım. Canım sana feda olsun! Bil ki, doğu ve batıda bulunan her kadın bu inanç üzeredir ve benimle aynı görüşü taşımaktadır. Allah seni bütün kadın ver erkeklere risaletle gönderdi. Biz de sana ve Hz. Hakk’a iman ettik. Ama tür olarak kadınlar oldukça sınırlı, evin içinde mahpusturlar. Birçok eksiklikleri vardır. Erkeklerin şehvetlerini tatmin hususunda teslimiyet içindedirler. Uzun bir müddet çocuğa hamile kalmaktadırlar. Ama siz erkekler cuma ve cemaat namazına gidiyor, hastaları ziyaret ediyor, cenazelerin teşyii merasimine katılıyorsunuz. Defalarca hac ziyaretine gidiyor, hepsinden de önemlisi Allah yolunda cihat etmekle kadınlar üzerinde üstünlük sahibisiniz. Erkekler, hac, umre veya sınırları korumaya gitmektedir. Biz kadınlar ise erkeklerin malını koruyor, elbiselerini dikiyor ve çocuklarını terbiye ediyoruz. Biz hangi mükâfat, ecir, nasip ve menfaat hususunda erkeklerle ortak durumdayız? ”

 Allah Resulü dostlarına bakarak şöyle buyurdu: “Din hususlarında bu kadının sözünden daha güzel bir söz işittiniz mi? ” Onlar şöyle dediler: “Kadının böyle bir gerçeklere ulaşacağını asla düşünmüyorduk.” Peygamber (s.a.a) Esma’ya dönerek şöyle buyurdu: “Git ve bütün kadınlara da haber ver ki kocasına iyi eşlik etmek, eşinin rızayet ve hoşnutluğunu talep etmek ve doğru bir hayat işlerinde eşiyle uyum içinde olmak, bütün o amellerden erkeklere nasip olan paylara denktir.” Kadın Peygamber’in meclisinden çıkınca sevincinden “Allah-u Ekber! La ilâhe illallah” diyordu.” [3] [4]

 Sekizinci İmam da babalarından, onlar da Allah Resulü’nden şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: “Allah nezdinde müminin örneği mukarreb meleğin örneğidir. Şüphesiz aziz ve celil olan Allah nezdinde mümin, melekten daha yücedir. Allah nezdinde tövbe eden kadın ve erkek müminden daha sevimli bir şey yoktur.”

-----------------------------------------------------------

[1]- Mecme’ul Beyan, c. 8, s. 358

[2]- Ahzâb, 35

[3]- Lailâhe illallah kelimesini söylemek

[4]- Mizan’ul-Hikmet, c. 9, s. 96

Yeni Makale ve Video öğeleri

Yeni Kitaplar

  • Sorular ve Fetvalar c.1

    Her işte o işin uzmanına başvurma zorunluluğu, dinden önce akıl ve vicdanın tartışılmaz hükmüdür. ...
  • Mizan’ul Hikmet 2. Cilt

    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mizan’ul-Hikmet (hikmetin ölçüsü) benim ...