Kur'an-i Kerim

Kur’an’da Siyasal Hâkimiyet

Pazar, 02 Şubat 2014 20:46

 

Fahrettin Güngör

Allah (c.c) ve Resulü’ne (s.a.a) İtaat Etmek

22 / Hac Sûresi

 

78. Allah uğrunda (gereği gibi) hakkıyla (ve ancak O’nun için) cihad edin. Sizi (cihad için) O seçti ve din konusunda da üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi. Tıpkı babanız İbrahim’in dîni(nde olduğu) gibi. O (Allah) daha önce (ki kitaplarda) ve bu (Kur’an’)da size “müslümanlar” adını verdi. Tâ ki peygamber size şâhit olsun, siz de insanlara şâhit olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a (emirlerine) sımsıkı yapışın. Mevlânız (sahibiniz) O’dur. (O) ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır!

8 / Enfâl Sûresi

 

20. Ey iman edenler! Allah’a ve Resulü'ne itaat edin. (Kur’an’ı) işittiğiniz halde O’ndan yüz çevirmeyin.

 

8 / Enfâl Sûresi

 

24. Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah’a ve Resulü'ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını bilir) ve siz, elbette yalnız O’nun huzurunda toplanacaksınız.

 

8 / Enfâl Sûresi

 

46. (Ey iman edenler!) Allah’a ve Resulü'ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, yoksa korkaklaşırsınız da rüzgârınız (hızınız, cesaretiniz) kesilir (kuvvet ve devletiniz elden gider). Bunun için sabırlı (ve müsamahalı) olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

 

3 / Âl-i İmrân Sûresi

 

132. Allah’a ve Peygamber’e itaat edin ki merhamete nail olasınız.

5/ Mâide Sûresi

 

92. Allah’a itaat edin, Resul'e de itaat edin (ona karşı gelmekten) sakının. Eğer (itaatten) yüz çevirirseniz (kendinize yazık etmiş olursunuz). Bilin ki, Resulümüzün üzerine düşen açıkça tebliğden başka bir şey değildir.

 

 

Emir Sahibi Masum İmamlara (a.s) İtaat Etmek

 

 

4 / Nisâ Sûresi

 

59. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resul'e itaat edin ve sizden olan (masum imamlara) emir sahiplerine de... Herhangi bir şey hakkında çekişir (anlaşamaz)sanız, eğer gerçekten Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, onu, Allah'a ve Resulü'ne arz edin (Kur'an ve Ehlibeyt’le halledin). Bu, (sizin için) daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.

 

Şunların Hiçbirine İtaat Etme

 

68 / Kalem Sûresi

 

10. Şunların hiçbirine boyun eğ(ip yakınlık göster)me: (Doğruya eğriye) alabildiğine yemin eden aşağılığa,

11. Daima (onu bunu) ayıplayana, hep koğuculuk için gezene,

12. Din adına yapılan hayrı/iyi olanı yapmaya daima engel olana, saldırgana, günaha dadanmışa,

13. Sert, kaba olana. Bundan başka (da) kötülükle (dine aykırı olanı yapmada) damgalı (ve kulağı kesik, soysuz kimse)ye,

YÖNETİM İLKELERİ

 

Danışma ( Şura)

 

42/ Şûrâ Sûresi

 

36. Size verilen ne varsa, dünya hayatının (geçici) menfaat(ler)idir. Allah yanında bulunan (mükâfat)lar daha hayırlı ve daha devamlıdır. (Bu da) iman eden ve Rablerine güvenip dayananlar içindir.

37. (Onlar) büyük günahlardan, hayâsızlık (ve çirkin işler)den kaçınırlar; kızdıkları zaman (da onlar) bağışlarlar.

38. (Onlar) Rableri(nin çağrısı)na gelirler, namazı dosdoğru kılarlar. İşleri aralarında danışma iledir. (Onlar) kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de (Allah için) harcarlar.

39. Onlar, bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman yardımlaşıp kendilerini savunur (zulme baş eğmez)ler.

40. Kötülüğün karşılığı, onun dengi bir kötülüktür. Kim de affeder, barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Doğrusu O, zulmedenleri sevmez.

 

3 / Âl-i İmrân Sûresi

 

159. (Ey Resulüm! ) Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, elbette onlar etrafından dağılıverirlerdi. O halde onları affet, onlar için mağfiret dile ve (umuma ait) iş hakkında onlara danış, artık karar verdiğin zaman da, Allah’a güvenip dayan (onu yap). Şüphesiz Allah kendisine güvenip dayananları sever.

 

Adaleti Sağlamak

 

5 / Mâide Sûresi

 

8. Ey iman edenler! Allah için adaleti (hakkı) ayakta tutan (hâkimler), adalet timsali şahitler olun. Bir kavme duyduğunuz kin sizi adaletten sapmaya sevk etmesin. Âdil davranın, takvaya daha yakın olan da budur. Allah’a karşı takvalı olun (emirlerine uygun yaşayın). Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

 

 

4 / Nisâ Sûresi

 

135. Ey iman edenler! Kendinizin, ana babanızın veya akrabalarınızın aleyhine olsa bile, adaleti titizlikle ayakta tutan ve sırf Allah için şahitlik eden kimseler olun; (haklarında şahitlik ettikleriniz) ister zengin, ister fakir olsunlar. Çünkü Allah, her ikisine de (sizden) daha yakındır. Haktan ayrılarak heva ve hevesinize uymayın. Eğer (şahitlikte), dilinizi eğip büker (yalancı şahitlik eder)seniz veya (şahitlikten) kaçınırsanız, (bilin ki bu, kul hakkını ihlaldir, zulümdür.) Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

 

 

Görevi Ehline Vermek

 

4 / Nisâ Sûresi

 

58. Şu bir gerçek ki Allah, size emanet (ve iş)leri mutlaka ehline (İslâm’a göre ahlâkı sağlam, yeteneklilere) vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Gerçekten Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz Allah, (her şeyi) işiten ve görendir.

 

 

İyiliği Ayakta Tutmak ve Kötülüğü Engellemek

 

3 / Âl-i İmrân Sûresi

 

110. (Dinîniz sayesinde) siz, insanların iyiliği için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. (Çünkü) iyiliği emreder, kötülüğe engel olur ve Allah’a (hakkıyla) inanırsınız. Eğer Ehl-i Kitab (Yahudi ve Hıristiyanlar) da (sizin gibi) iman etmiş olsalardı, elbette onlar için hayırlı olurdu. (Gerçi) onlardan bir kısmı iman etmişlerdir. (Fakat) onların pek çoğu (dinden) sapmış kimselerdir.

 

 

3 / Âl-i İmrân Sûresi

 

104. İçinizden (herkesi) hayra çağıran, iyiliği (meşru şeyleri; tevhidi ve sâlih ameli) emreden ve kötü olandan men eden bir ümmet (bir topluluk) olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

 

 

22 / Hac Sûresi

 

41. O (mümin) kimseler ki kendilerine yeryüzünde iktidar, mevki (ve servet) versek (şımarıp sapmazlar,) namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, (İslâmî ölçülerde) iyiliği emrederler ve kötülükten menederler. (Çünkü bilirler ki, bütün) işlerin sonu ancak Allah’a ait(tir ve O’na dönecek)tir.

 

 

Antlaşma / Sulh

 

8 / Enfâl Sûresi

 

55-56-57. Allah katında, hareket eden canlı mahlûkâtın en kötüsü, şüphesiz küfre sapanlardır. Artık onlar iman etmezler. (Resulüm!) Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da hiç çekinmeyerek, her defasında o antlaşmalarını bozmuş kimselerdir. (Onun için) savaşta onları yakalarsan, onlar(a vereceğin ağır ceza) ile, arkalarındaki kimselere de gözdağı vermiş ol. Ola ki, onlar ibret alır(lar da ahitlerini bozmaz)lar.

58. Eğer (antlaşma yaptığın bir topluluğun) hainlik yapmasından (şüphelenip) korkarsan, sen de doğrudan (ve açıkça) antlaşmayı bozup kendilerine atıver. Çünkü Allah, hainleri sevmez.

 

Ordu Kurmak ve Askeri Donanım

 

4 /Nisâ Sûresi

 

71. Ey iman edenler! (Düşmanlarınıza karşı) korunma (ve savunma) tedbirlerinizi alın. Sonra (düşman üzerine) duruma göre ya bölük bölük veya hep birden seferber olun.

 

8 / Enfâl Sûresi

 

60. (Ey iman edenler!) O (düşma)nlara karşı gücünüz yettiği kadar (her türlü) kuvvetten ve bağlı (besili) atlardan (harp araçlarından) hazırlayın ki, onunla Allah’ın düşmanı, sizin düşmanınız ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildiği diğer (düşman) kimseleri korkutasınız. Allah yolunda sarf ettiğiniz her şey(in karşılığı) size eksiksiz ödenir, asla haksızlığa uğratılmazsınız.

 

TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

 

İnanç ve Düşünce Özgürlüğü

 

2 / Bakara Sûresi

 

256. Din(e girmede/iman etme)de zorlama yoktur. Doğruluk ile sapıklık (iman ile küfür, hak ile batıl) meydana çıkmıştır. Artık kim, tâğûtu (Allah’tan uzaklaştıran ve emirlerini yapmaktan men edenleri) tanımayıp da Allah’a iman ederse, işte o, kopması (mümkün) olmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah (her şeyi) hakkıyla işitendir, bilendir.

 

 

88 / Ğaşiye Sûresi

 

21. (Resulüm! Onlara) öğüt ver (ve uyar). Sen ancak bir öğüt verici (ve uyarıcı)sın.

22. Sen, o (inanmaya)nların üzerinde zorlayıcı/baskıcı değilsin.

 

 

 Yaşama Hakkı

 

4 / Nisâ Sûresi

 

92. Bir mümin(in) diğer bir mümini, bir yanlışlık dışında, öldür(mesi düşünül)emez. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azat etmesi ve (ölenin) ailesine (mirasçılarına) onlar bağışlamadıkça teslim edilecek bir diyet vermesi lâzımdır. (Ölenin) yakınları sadaka olarak bağışlarlarsa o hariçtir (diyet gerekmez). Eğer (öldürülen) mümin olduğu halde, size düşman bir kavimden ise, (öldürenin yalnız) mümin bir köle azat etmesi gerekir. Şayet (öldürülen kimse) kendileriyle aranızda anlaşma bulunan bir kavimden ise, yine mirasçılarına teslim edilecek bir diyet vermek ve bir mümin köle azat etmek gerekir. Kim de bunları bulamazsa, Allah’ın tövbesi(ni kabul etmesi) için birbiri ardınca iki ay oruç tutması gerekir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, gerçek hüküm ve hikmet sahibidir.

 

 

17 / İsrâ Sûresi

 

33. Allah’ın haram kıldığı canı, haklı/meşru (bir sebep) olmadıkça öldürmeyin. Kim haksızlığa uğramış olarak öldürülürse, biz onun velisini (ölenin mirasçısını, kısas hakkını istemeye) yetkili kıldık. O da (kısasla) öldürme işinde (kendince daha fazlasını isteyerek) aşırı gitmesin. Çünkü kendisine (zaten) yardım edilmiştir.

 

5 / Mâide Sûresi

 

32. Bundan dolayı İsrâil oğulları’na (Tevrat’ta şöyle) yazdık: Kim bir canı, başka bir cana veya yeryüzünde fesat çıkarmasına karşılık olmaksızın (şer’an/hukûken ölümü hak etmeksizin) öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onun hayatını (meşru bir imkânla) kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur. Muhakkak ki peygamberlerimiz onlara açık deliller getirmişti. Sonra onlardan birçoğu bunun ardından yeryüzünde (yine isyan ve cinayetle) aşırı gitmektedirler.

 

 

Aklın ve İnsan Onurunun Korunması

 

49 / Hucurât Sûresi

 

11. Ey iman edenler! Bir topluluk, bir toplulukla alay etmesin. Ola ki (alay edilen adamlar, Allah yanında) kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da kadınları alaya almasın. Ola ki onlar, kendilerinden daha hayırlıdırlar. Birbirinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İman ettikten sonra (kişinin) fâsıklık (damgası yemesi veya din ve ahlâk sınırını aşması) ne kötü isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

 

 

Neslin ve İffetin Korunması

 

 

24 / Nur Sûresi

 

 

23. Hiç şüphesiz, namuslu/iffetli, fenalıktan habersiz mümin kadınlara (zina suçu) atanlar, dünya ve âhirette lanetlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.

33. Evlenme (imkânı) bulamayanlar da Allah kendilerini lütfünden zengin ed(ip imkân ver)inceye kadar iffetli/namuslu kalsınlar (haramdan sakınsınlar). Ellerinizin altındaki (köle ve cariye)lerden mükâtebe (hür olmak için kazanıp bedel ödeme) isteyenlerle eğer onlar için bir hayır görüyor/bunu yapabileceklerini düşünüyorsanız hemen yazı(lı olarak sözle)şin. Allah’ın size verdiği maldan onlara da verin (yardımcı olun). Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, (özellikle) namuslu kalmak isterlerse, cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zorlarsa, şüphesiz ki Allah, zorlanmaları sebebiyle (onları) çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

 

 

Mülkiyet Hakkı

 

64 / Teğabûn Sûresi

 

1. Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar(ın hepsi) Allah’ı tesbih eder (yüceliğini anarlar). Hükümranlık ancak O’nundur, hamd ancak O’nadır. O, her şeye kadirdir.

 

 

3 / Âl-i İmrân Sûresi

 

26. (Resulüm!) De ki: “Ey mülk ve hâkimiyet sahibi Allah’ım! Sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden mülkü çekip alırsın; dilediğini yükseltir, dilediğini de alçaltırsın; (her türlü) hayır yalnız senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye kadirsin.”

 

 

4 / Nisâ Sûresi

 

29. Ey iman edenler! Mallarınızı, karşılıklı rızadan (doğan) bir ticaret olmaksızın aranızda batıl (rüşvet ve benzeri haram) yollarla yemeyin ve kendinizi (yahut birbirinizi) de (telef edip) öldürmeyin. Şüphesiz ki Allah, size karşı çok merhametlidir.

30. Kim, haddi aşarak ve haksızlık ederek bu (haram sayıla)nları yaparsa, onu ateşe koyacağız. Bu, Allah’a (göre) pek kolaydır.

 

 

2 / Bakara Sûresi

 

188. Bir de mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin İnsanların mallarından bir kısmını, bile bile, (haksız yere) haram yollardan yemek için o malları hâkimlere (reis ve idarecilere rüşvet olarak) aktarmayın.

Yeni Makale ve Video öğeleri

Yeni Kitaplar

  • Son Elçi Hz.Muhammed

    “Karanlıkta Parlayan Nur” timsali olan o büyük şahsiyetin manevi makamına küstahça ...
  • Hz. Ali'nin (a.s) Yönetim Tarzı

    Hz. Ali (a.s), bir devlet adamı olarak devletin her alanında, bulunmuş olduğu şartların elverdiği kadarıyla yenilikle ...