Şeytanla arkadaşlık etmek insanı Allah\'ı anmaktan nasıl gafil eder?

2014/02/24
Soru
Allah Teala, Zuhruf suresinin 36. ayetinde buyuruyor: ‘Kim Rahmanın zikrinden yüz çevirirse ona bir Şeytan musallat ederiz, artık Şeytan, ona arkadaş olur.’ İnsanın bir hatasında dolayı Rahman olan Allah bir Şeytanı ona nasıl musallat eder?

Soruda gelen ayetin manası şudur: İlahi hükümlerden yüz çevirmek ve kulluk yolunda Allah'ı anmaktan gafil olmak şeytanla arkadaş olmayıda peşinden getirir. Allah'tan yüz çevirmek yalnızca bir hata ve küçük günahla değil, büyük ve küçük günahların neticesinde zamanla ortaya çıkan bir durumdur. Başka bir ifadeyle günahlar insanı Allah'ı anmaktan gafil eder ve bunun doğal sonucu Allah'tan uzaklaşmak ve Şeytanla arkadaş olmaktır. Bununda Allah'ın rahmaniyetiyle tezaddı yoktur.

Ayrıntılı Cevap


 Bu konuda dikkat edilmesi gereken şey ayetin maksadının, Allah'ın insanın bir hatası yüzünden Şeytanı ona musallat etmesi, olmadığıdır. Ayette şöyle buyurulmaktadır: 'Kim Rahmanın zikrinden yüz çevirirse ona bir Şeytan musallat ederiz, artık Şeytan, ona arkadaş olur.'[1] Ayette geçen 'Zikir'den maksat Kur'an[2] olduğundan manası şöyle olur: Allah'ı anmayan ve Kur'an'ın hükümlerinden yüz çevirip amel etmeyen kimseyle bir şeytan beraber olur. İmam Ali (a.s) ayetin tefsiri hakkında şöyle buyuruyor: 'Kim günah işlerse Allah'ı anmaktan yüz çevirir. Ve kim Allah'ın itaatine emrettiği kimseye uymazsa daima onunla beraber olacak bir şeytan belirlenir.'[3]

Emirü'l-Müminin'in bu tefsirine göre Allah'ı anmaktan uzaklaşmak sadece bir hata değil ki şeytanı musallat etmek Allah'ın rahmaniyetiyle tezat teşkil etsin. Aksine bu konu uzun bir zaman içinde ve birçok günah işlendikten sonra gerçekleşmektedir.

Ayet Tefsir-i Nümune'de şöyle tefsir edilmiştir:

'Önceki ayetlerde her şeyi maddi ölçülere göre değerlendiren dünyaperestlerden bahsederken, söz konusu ayette dünyaya bağlanmanın sonuçlarından biri olan Allah'tan uzaklaşmaktan bahsederek şöyle buyurmaktadır: 'Kim Rahmanın zikrinden yüz çevirirse[4] ona bir Şeytan musallat ederiz, artık o, arkadaş olur ona.'[5]

Evet Allah'ın zikrinden gafil olmak, dünya lezzetlerine dalmak ve dünyaya bağlanmak Şeytanın insana musallat olmasına, onunla daima arkadaşlık etmesine ve boynuna halat bağlayarak onu canının istediği yere götürmesine neden olur. Bu yüzden ayetten cebir sonucu çıkmaz. Zira bunlar insanın kendi amellerinin karşılığıdır. Özellikle dünya lezzetlerine dalmanın ve çeşitli günahlara bulaşmanın ilk eseri insanın kalbine, gözüne ve kulağına perde çekilmesi, onu Allah'tan uzaklaştırması ve şeytanların ona musallat olması şeklinde kendini gösterir. Ve bazen öyle bir yere gelinir ki artık geri dönüş yoluda kapanır. Çünkü şeytanlar ve şeytani düşünceler her taraftan onu kuşatmıştır. Her ne kadar Allah 'bütün sebeplerin sebebi' olsa da bunlar insanın kendi amelinin karşılığıdır. Nitekim bunlar başka ayetlerde Şeytanın süslemesi: 'Şeytan, onların yaptıkları şeyleri bezemişti onlara'[6] ve onun dostluğu: 'Ve o, bugün de onların dostudur.'[7] şeklinde gelmiştir.

'Nukayyiz' (Musallat ederiz) kelimesi lügatte hem şeytanların istilası, hem de onların arkadaşı olması manasına gelmektedir. Bununla birlikte 'Şeytan ona arkadaş olur' cümlesi 'Nukayyiz'den sonra gelerek, şeytanların böyle kimselerden asla ayrılmadığı manasına vurgu yapmaktadır. Rahman kelimesi onların, Allah'ın genel rahmetinden yüz çevirdiklerine ve Onun zikrinden gafil olduklarına güzel bir işarettir.

Böyle kimseler şeytanlarla arkadaş ve onların fermanına mahkum olmanın dışında bir sonuca mı ulaşacaklar?

Ayrıca bazı müfessirler 'Şeytanlar'dan maksadın, insani şeytanlarıda içine alacak şekilde geniş bir manası olduğu ihtimalini de vermiş, onların Allah'ın zikrinden gafil olanlara musallat ve arkadaş olan 'Dalaletin önderleri' kimseler olduğunu söylemişlerdir. Bu uzak bir ihtimal değildir.[8]

 ------------

[1] -Zuhruf/36

[2] -Tabersi, Fazl b. Hasan, Mecmau'l-Beyan Fi-Tefsiri'l-Kur'an, c.9, s.74, İntişarat-ı Nasır Hüsrev, Tahran, HŞ.1372.

[3] -Saduk, Muhammed b. Ali, Hisal, c.2, s.634, İntişarat-ı Camiay-ı Müderrisin, Kum, HK.1403.

[4] -Ayette 'Ya'şu' (Yüz çeviriyor) kelimesinin kökü 'Aşv' (vezni Naşr gibidir) olup 'İla' ile müteaddi olursa  zayıflayan gözün bir şeyin vasıtasıyla hidayet olmak demektir. Ama 'An' ile muteaddi olursa  yüz çevirmek manasına gelir. Ayette bu ikinci kısım kastedilmektedir. (Lisanu'l-Arap, Aşv maddesi).  

[5] -'Nukayyiz' (Musallat ederiz) kelimesinin kökü 'Kayz' (vezni Feyz gibidir) olup yumurtanın kabuğu demektir. Sonradan bir şeyi bir şeye musallat etmek manasına gelmiştir.

[6] -Nahl/63

[7] -Nahl/63

[8] -Mekarim Şirazi, Nasir, Tefsir-i Nümune, c.21, s.64, Daru'l-Kütübü'l İslamiyye, Tahran, HŞ.1374.

Yeni Makale ve Video öğeleri

Yeni Kitaplar

  • Ehl-i Beyt ve Ehl-Sünnet Ekolleri c.3

    İhtilâflı konuların araştırılıp nereden kaynaklandığı incelenmeden Müslümanlar arasında vahdet ve bir ...
  • Tefsir Ekolleri c.1

    Elinizdeki çalışma, ilk müfessirleri tanıtmada yeni bir kategorilendirmeye gitmiştir ve muhteva bakımında ...