Acaba Şeytan, Allah’tan daha merhametli değil midir? Çünkü O, insanları kandırmak için yoğun çaba harcamakta, Allah ise kullarının arasında fark gözetmektedir.

2014/02/25
Soru
Acaba Şeytan, Allah’tan daha merhametli değil midir? Çünkü O, insanları kandırmak için yoğun çaba harcamakta, Allah ise kullarının arasında fark gözetmektedir. Kuran’ın birçok yerinde Allah’ın istediğini hidayet edeceği ve istediğini ise saptıracağı belirtilmiştir. Allah erkeğe kadına karşı üstünlük vermiş ve bu ayrımcılığın örneği de Kuran’ın birçok yerinde görülmektedir.

Dehr Suresi’nin üçüncü ayeti esasınca Allah hidayet yolunu tüm insanlara göstermiş ve onlar da, kendi iradeleriyle ya Ona şükretmişler ya da Onu inkâr etmişlerdir. Buna göre ayrımcılık, söz konusu bile değildir. Evet, her kim birinci guruptan olursa Allah, onun hidayette daha üstün mertebelere ulaşması için ortamı hazırlar ve eğer ikinci guruptan olursa ve şükür etmezlikte ısrar ederse, Allah onu kendi haline bırakır, önüne hiçbir engel bırakmaz ve Allah’ın saptırmasının manası da budur.

Diğer yerlerde ise varlık âleminin farklılıklar üzere bina edildiğini ama bu farklılıkların hiçbir bahane ile ayrımcılık manasına gelmediğini de söylemeliyiz.

Ayrıntılı Cevap

 İlk olarak şunu söylememiz gerekiyor ki sorunuzdaki var olan mantığa göre, siz ve tüm yakınlarınızı uyuşturuculuğa çekmeye çalışan ve ardından bütün hayatınızı altüst eden birisini, başka bir insandan daha merhametli ve daha şefkatli bilmeniz gerekir. Çünkü size ve yakınlarınıza iş ve gelir imkânı sağlamıştır. Sizlerden birkaçına da daha çok performans gösterdikleri için bazı ayrıcalıklar tanıyacaktır.

Bizler bu tür konularda böyle düşünmüyoruz ve karşı tarafın uygulamalarından kaynaklanan davranışlardaki bazı farklılıkları ayrımcılık olarak görmüyoruz.

Böyle bir durumda sorunuzu İlahi hidayette ayrımcılık ana başlığında ve (Şeytan’ın tek yönlü bakışı ve Kuran’da yer alan bazı ayrıcalıklar) sınıflandırmasıyla ele alacağız. Sizden isteğimiz metinde ve dipnotta yer alan ayetleri dikkatlice okumanızdır. Biz de böylece Allah’ın yardımıyla belirsizlikleri ortadan kaldıralım.

Birinci Bölüm: Acaba Allah, seçici davranarak bazı insanları hidayet ve doğruluğa mecbur bırakmış ve bazı insanları da sapkınlığa mı itmiştir?

Bu sorunun cevabında bilmemiz gereken şey, Allah’ın bütün insanları genel hidayete ilettiğidir. Ama bu da genel anlamda sapkınlığın ve dalaletin de Allah’tan olduğu manasına gelmez. Diğer taraftan Allah, genel hidayetten faydalanan insanlara özel bir inayette bulunmuş ve onları kendi özel hidayetine iletmiştir. Kendi seçim ve iradeleriyle genel hidayete uygun olarak amel etmekten kendilerini alıkoyanları ise özgür bırakmış ve önceden elde ettiği sapıklıkta onlara bir engel koymamaktadır.[1] Şimdi ise yukarıdaki konularla ilişkili Kuran ayetlerinden faydalanarak daha fazla bilgi vereceğiz:

    Allah-u Teâla, bütün insanlara düşünce ve tefekkür kudreti vermiş ve böylece genel bir bakışla aklın ve ilahi fıtratın da yardımıyla doğru yola hidayet edilerek saf ve temizi, bulanık ve kötüden ayırt edebilmektedir. Kuran’ı Kerim, defalarca bu konuya değinmiş[2] ve beyan etmiştir ki sadece insana verilen bu genel hidayetten sonra bazı insanlar bu yolda adımlarını sağlam ve sabit kılmışlar ve diğerleri ise nimete şükür etmemişlerdir.[3] Ayrıca hidayet olmalarının yanı sıra işin içinde cebr olmadığından sapıklıkta ve dalalette kalmayı hidayete tercih etmişlerdir.[4]
    Allah’ın özel hidayeti sadece, Bâtıni peygamberin emrinden yani aklın fermanını çiğnemeyerek kendi iradeleriyle, Allah’ın genel hidayeti yolunda adım atan kimselere mahsustur. Bu tür insanlar her zaman Allah tarafından desteklenmektedirler. Bunun için şimdi bazı örneklere değineceğiz:

    Allah-u Teâla, bu gurup insanların (ilk seferde hidayet yolu seçimi kendilerine ait olmakla beraber) seçimlerinin korunmasında daima onların hidayet ve marifetlerini artıracağını ve onlardan muttaki insanlar oluşturacağını ilan etmektedir.[5]
    Allah, sadece ilahi niyetle bu yolda ilerleyen bu insanlara yardım edecek ve doğruluğa ulaşma yollarını onlara gösterecektir.[6]
    Buhranlardan kurtulma yollarını onlara ilham edecek ve beklenmedik yerlerden onlara uygun rızıklar ulaşacaktır.[7]
    Eğer gaflet nedeniyle bir gün Şeytan’ın vesveselerine duçar olsalar da Allah, anında onların yardımına koşacak ve basiret gözlerini açacaktır.[8]
    Dünyadaki zorlukları onlara kolaylaştıracak[9] ve günahlarını görmezden gelecek ve onlara sayısız ecir ve mükâfat verecektir.[10]
    Kısacası Allah, gurura kapılmadıkları ve bu yolda istikamet gösterdikleri müddetçe her zaman bu insanlarla olacak[11] ve onları sonsuz rahmetinden nasiplendirecektir.[12]

Şu noktayı hatırlamamız gerekiyor ki hatta özel hidayete nail olan insanlar dahi Allah’a şirk koştukları takdirde, geçmişteki bütün güzel amelleri yok olacak[13] ve Bel’em Baura gibi hayvaniyetin en düşük seviyelerine inecektir.[14]

Böylelikle, özgürce iman eden ve bu yolda istikamet sergileyen insanlar için bu tür imtiyazı bir ayrıcalık olarak mı değerlendiriyorsunuz?!

    Şimdi ise Allah’ın bazı insanları nasıl olur da saptırabilir ona bakalım. Anlattığımız gibi genel hidayetin tersine genel olarak ve kuşatıcı anlamda bir saptırma yoktur. Allah-u Teâla da açıkça buyuruyor ki her ne kadar hidayet ve saptırma Onun elinde olsa da, hiçbir zaman fasıklardan başkasını saptırmamış[15] ve genel hidayetin sonrasında sadece birçok yönden var olan nişanelerin varlığına rağmen iman etmeyenler has bir sapkınlığa duçar olacaklardır.[16]Diğer bir tabirle bu tür insanlardır ki uygun olmayan davranışlarıyla Allah tarafından vaat edilen sapkınlığa ortam hazırlamaktadırlar. Kuran’da bu konuda birçok yerde var olan ayetlere dikkat edecek olursak neden Allah’ın bazılarını saptıracağını ilan ettiğini anlayabiliriz. Bu esasa göre Allah-u Teâla, birçok yerde sapıklığa düşenlerin geri dönmesi için yolu açık bırakmış ve hatta tövbe etmeleri durumunda sadece günahlarını bağışlamakla kalmayacak[17]bunun yanı sıra o günahlar sevaba dönüşecektir[18]. Ama geri dönmeleri hususunda ümit kalmayan fasıklar ise daha sapkınlığa düşeceklerdir. Bunlar:

    Zalim kimseler.[19]
    İnkâr ve nankörlüklerinde ısrar eden kimseler.[20]
    Nefsani isteklerini kendilerine ilah edinen ve bu istekler peşinde koşan kimseler.[21]
    Daima aşırılığa ve israfa kaçan ve şüphecilik gösteren kimseler.[22]
    Allah’ın yerine Şeytan’ı dost edinen ve o halde de davranışlarının doğru olduğunu düşünen kimseler.[23]
    Çirkin davranışları yüzünden, geri dönülemez ilahi kahra uğrayan kimseler.[24]
    Bu çirkin davranışları kendinde güzel gören insanlar.[25] vb. gibi insanlardır.

Kendi iradeleri ile imanı seçen kimselere ilahi yardımın varlığının ayrıcalık olmadığı açıkça ortadadır. Aynı zamanda sapkınlığı kendi öz iradeleri ile seçen kimseleri dalalette tutmasını da bir ayrıcalık olarak değerlendiremeyiz.

Şimdi ise Allah’ın bu tür insanları nasıl dalalette bıraktığına bir bakalım. Bu alanda ilahi adaletle uyuşmazlık göstermeyen birçok yol düşünülebilir. Örneğin:

    Onlara ilk ve genel hidayetten başka yeni bir hidayet yolu açmaz.[26]
    Kudret sahibi olmasıyla birlikte onların uygunsuz davranışlarının önüne geçmez ve sapkınlıklarında batmaları için[27] onlara mühlet verir.[28]
    Zor durumlarda hatta zahirde tövbe etseler dahi onlara yardım etmez.[29]
    Şeytanın bu tür sapmış insanlara daha çok vesvesede bulunması için önünü açık bırakır ve faaliyetlerinde ona engel olmaz.[30]Bu doğrultuda Şeytan’ın, Allah’ın salih ve muhlis kullarını dalalete sürüklemekte aciz olduğunu ortaya koyan ayetlerde imansız ve sapmış insanları günah ve fesat bataklığına gücü yettiğince çektiği belirtilir.[31]Vb…

Size göre, eğer bir kimse genel hidayetin ve ayrıca geri dönüş ve tövbe imkânının varlığına rağmen, kendi şaşmışlığında ısrar eder ve Allah da onu bu bağlantıda özgür bırakırsa ve ayrıca ona sayısız olanaklar sunarsa,[32] acaba ona zulmetmiş ve ona karşı bir ayrımcılık mı gözetmiş olur?

    Şu noktaya da dikkat etmemiz gerekir ki Allah, sapkınlıkta ısrar etmeyen ve ayrıca özel hidayet ortamının da kendileri için hazırlanmayan kimseleri kesin surette azaba ve cezalandırmaya uygun görmemekte aksine buyurmaktadır ki “Biz sadece peygamber öğretilerinden haberdar olanları azarlandıracağız.”[33] Bu alanda da 4230 no.lu soruya müracaat edebilirsiniz.

İkinci Bölüm: Acaba Şeytan, işlerinde bir ayrımcılık gözetmemiş ve insanları kandırma hususunda tüm çabasını harcayarak gerçekte onlara şefkat mi göstermiştir?

Açıklamanın başında bir örnek getirerek bu soruya kısa bir cevap vermiştik ama şuna da dikkat etmeliyiz ki:

İlk olarak Şeytan da bazen ayrımcılık gösteren işler yapmaktadır! Çünkü Allah’a hitaben arz ederek muhlas insanlar haricinde bütün insanları yoldan saptıracağını söylüyor,[34] diğer bir tabirle de onları (Muhlasları) saptırma gücüne sahip değilim!

İkincisi: Şeytan’ın insanları kendisiyle birlikte kılma ve saptırma telaşı, onun şefkatinden kaynaklanmaz. Aksine onun yersiz tekebbüründen kaynaklanan[35] insana karşı düşmanlığındandır.[36] Ama Allah’ın, hiçbir insana karşı düşmanlığı olmayıp aslında insanların güzel davranışlarının Ona hiçbir fayda ve yarar sağlamaz.[37] Ayrıca uygunsuz davranışlar gösterenlerinde[38] azarlandırılmasının ona bir yararı yoktur. Bu esasa göre, insanlara ayrımcılık gözüyle bakmasının bir anlamı yoktur. Aksine daha önce de beyan edildiği gibi Allah’a nispet verilen hidayet ve yoldan çıkarmanın her ikisi de insanın önceden kendi iradesiyle yaptığı seçimdir.

Üçüncü bölüm:

Erkek ve kadınlardaki farklılıklar hususunda aralarında ayrımcılığın olduğu görüşte ise şunu bilmemiz gerekiyor ki her farlılık ayrıcalık değildir. Erkek ve kadın farlılıkları konusunda bu iki gurubun insaniyette[39] ve güzel işlerin karşılığında mükâfatlandırılmaları[40] hususunda bir sayıldıkları[41] birçok ayet mevcuttur. İmanlı bir insan gerçekte içinde var olduğu dünyanın tamamını bir oyun görmekte ve gerçek yaşamı ahret âleminde aramaktadır.[42]

Buna binaen orada her istediğine ulaşabileceğine garantisi olan,[43] maslahat icabı gerçekleşen[44] çoğunlukla da maddi yönlü olan farklılıklarda asla telaşlanmaz.

 ------------------

[1]217. Soruya müracaat ederek genel ve has hidayet konularında değerli konulara ulaşabilirsiniz.

[2]Örnek olarak: Yunus Suresi; 108, İsra; 15, Zümerİ 41 …

[3]İnsanSuresi; 3: “Doğrusu, biz ona yolu gösterdik; ya şükreden olur ya da nankör olur.”

[4]Fussilet 17; “Semud’a gelince; biz onları (doğru yola) hidayet ettik; ama onlar körlüğü hidayete tercih ettiler.”

[5]Meryem 76; “ Allah, hidayet bulmuş kimselerin hidayetini artırır.” Muhammed 17; “Doğru yolu bulanlara gelince, (Allah) onların hidayetlerini artırır ve takvalarını onlara verir.”

[6]Ankebut 69; “Bizim uğrumuzda çaba gösterenleri, elbette yollarımıza iletiriz. Gerçekten Allah, iyilerle beraberdir.”

[7]Talak 2-3; “Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu sağlar. Ve ona ummadığı yerden rızık verir.”

[8]Araf 201; “Takvalı olanlara Şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah’ı) hatırlarlar ve hemen (hakkı) görürler.”

[9]Talak 4; “Kim Allah’tan korkarsa, Allah onun için işinde kolaylık verir.”

[10]Talak 5; “ Kim Allah’tan korkarsa, Allah onun kötülüklerini giderir ve onun mükafatını büyütür.”

[11]Nahl 128; “Şüphesiz Allah, korkup sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir.”

[12]Araf 156; “ve rahmetim herşeyi kuşatmıştır. Onu korkup sakınanlara yazacağım.”

[13]Enam 88; “İşte bu, Allah'ın hidayetidir, kullarından dilediğini ona iletir. Eğer onlar da Allah'a ortak koşsalardı yapmakta oldukları amelleri elbette boşa giderdi.”

[14]Araf 175-176; “Onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O, bundan sıyrılıp uzaklaşmıştı. Onun durumu köpeğin durumu gibidir.”

[15]Bakara 26; “Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz.”

[16]Tövbe 115; “Bir topluluğa Allah, hidayet verdikten sonra, korkup sakınacakları şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar, onları sapıklığa sürükleyecek değildir.” Ayrıca Enam 125;” ve kimi saptırmak isterse, Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir.”

[17]Maide 65; “Eğer, Kitap Ehli iman edip sakınsalardı, elbette onların kötülüklerini örterdi.”

[18]Furkan 70; “ Tövbe edenler hariç… işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir.”

[19]İbrahim 27; “ Allah zalimleri şaşırtıp saptırır.”

[20]Mümin 74; “İşte böyle Allah, kafirleri şaşırtıp saptırır.”

[21]Casiye 23;” Heva ve hevesini kendine ilah edinen ve Allah’ın bilerek saptırdığı kimseyi gördün mü?”

[22]Mümin 34; “ İşte Allah, aşırı giden şüphecileri böyle saptırır.”

[23]Araf 30; “ Kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.”

[24]Nisa 88; “Oysa Allah, onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmiştir. Allah'ın saptırdığını hidayete erdirmek mi istiyorsunuz?”

[25]Fatir 8; “ Acaba kötü işi kendisine süslü gösterilen, sonuçta onu güzel gören birisi (iyiyi kötüden ayırt eden birisi gibi olur mu?)? Kuşkusuz Allah, dilediğini sapıklıkta bırakır.”

[26]Nahl 104; “ Allah’ın ayetlerine iman etmeyen kimseleri, Allah hidayete erdirmez.”

[27]Meryem 75; “ De ki:”Kim sapıklıkta olursa, Rahman olan Allah ona bir süre mühlet versin.” Ayrıca Tarık 17; Müzzemmil 11; İbrahim 42; Nahl 61; Fatır 45; Hud 104; ve …

[28]Araf 186; “ Allah kimi saptırırsa, artık onu hidayete erdiren kimse bulunmaz. Allah onları azgınlıklarında şaşkınlık içinde bırakır.”

[29]Mümin 85; “ Fakat çetin azabımızı gördükleri zaman imanları onlara bir yarar sağlayacak değildi.” Ayrıca Yunus 90-91; “ Şimdi mi? Oysa önceden karşı gelmiştin ve bozgunculardandın.”

[30] Hicr 37-38, Sad; 80-81; “ Sen bilinen zamandaki güne kadar mühlet verilenlerdensin.” Dedi.”

[31]İsra 65; “ Kuşkusuz, benim kullarım üzerinde senin bir egemenliğin yoktur.” Ayrıca Hicr; 42, Nahl 99-100

[32]İsra 20: “ Hepsine, onlara da bunlara da, Rabbinin bağışıyla yardım ulaştırırız.”

[33]İsra 15; “ Biz peygamber göndermedikçe azap edecek değiliz.”

[34] Sad 82-83; “ Senin yüceliğine yemin ederim ki, onların tümünü yoldan çıkaracağım. Dedi. Sadece içlerinden muhlas kulların müstesna.”

[35] Kasas 15; “Bu Şeytan’ın işindendir. O, apaçık saptırıcı bir düşmandır.”

[36] Hicr 33; “ (İblis), Ben kuru bir çamurdan, biçimlendirilmiş kara balçıktan yaratmış olduğun bir beşere secde edecek değilim. Dedi”

[37] Rum 44; “Doğru iş yapanlar da, kendileri için hazırlık yapmaktadırlar.”

[38] Nisa 147; “Eğer şükredip iman ederseniz, Allah’ın size azap etmeye ne ihtiyacı vardır.?”

[39] Hucurat 13; “ Şüphesiz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık.”

[40] Âli imran 195; “Şüphesiz ben içinizden erkek olsun kadın olsun amel eden hiç kimsenin çabasını boşa çıkarmam.”

[41] Bu alanda 267 nolu soruya müracaat edebilirsiniz.

[42] Ankebut, 64: Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve tutkulu bir oyalanmadır. Gerçekten ahret yurdu ise, asıl hayat odur.

[43] Fussilet, 31: Orada nefislerinizin arzuladığı her şey sizindir ve arzuladığınız her şey de sizindir.

[44] Bu farklılıkların herbirinin nedenleri hususunda bu sitede cevaplar mevcuttur. Oluşabilecek her türlü sııkıntıda dakik şekilde beyan ederek görüşlerinizi bize birdirebilirsiniz.

Yeni Makale ve Video öğeleri

Yeni Kitaplar

  • Peşaver Geceleri

    Pakistan'ın Peşaver şehrinde, gazete ve önemli dergilerin muhabirlerinden dört kişi ve Ehlisünnet ...
  • Bir Demet Gül

    Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Bilmiyorsanız, zikir ehline sorun" (Enbiya-7 / Nahl-43) Bu &ac ...