Subhanellah zikrinin namazda çok tekrarlamasının sırrı nedir ve neden tesbihin hamd ile birlikte olmasına tekit edilmiştir?

2014/02/25
Soru
Namazda “subhanellah” kelimesinin bu kadar tekrarlanmasının hikmeti ve sırı nedir, kıldığımız namazlarda yaklaşık yetmiş iki defa tekrarlıyoruzbu kelimeyi, daha calip olanı şudur ki, “subahanellahtan” sonra kesinlikle hamd kelimesi zikrediliyor, (örneğin subhanellah-i vel-hamdulillah ve… ya subhane rabbiyel azim ve bi-hamdihi ya…) bunun hikmeti ve sırrı nedir? “Subhanellah kelimesinden maksat nedir? Neden Allah-u Teâlâ ona bu kadar değer vermiştir?

Allah a ibadet etmek ve Ona kulluk yapmak esnasında Onu tesbih etmek Onu, kulluk ve ibadet yapan kişinin zihninde, kalbinde ve iş âleminde şekillenen sıfatlardan tenzih etmek onlardan beri olduğunu bilmek anlamındadır. Diğer taraftan Allahın tesbihi zihinsel olarak tevhit makamına ulaşmamış olan insanların ekseriyeti için pratik olarak (kendi istekleriyle dolayısıyla Allahın sıfatlarıyla meşgul olduklarından dolayı) Allahın vücudunun kendisine olan teveccüh adata tatil etmiş olurlar. Bu nedenle tatil ve nefiyden sakınmak için kuranı kerimde defalarca tesbih ve hamd etmeye ya hamd (cemal sıfatları övme) ile birlikte tesbih etmeye tavsiye edilmiştir.

Ayrıntılı Cevap

 Tesbih:

Tesbih genel anlamıyla kulluk, Allah ı anma ve Onu yâd etmek için istifade edilmiştir.[1] Ama asıl itibarıyla Allah ı şirkten, ortaklıktan, noksan sıfatlardan ve yaratıkların sıfatlarından beri ve münezzeh olduğunu ifade etmektedir.[2] İmam Cafer Sadıktan (a.s.) subhanellah kelimesinin manası sorulduğunda şöyle cevap veriyor: “yani Allahı tenzih etmek”.[3]  Allah-ı tesbih, tenzih ve takdis etmenin kendisinin mertebeleri vardır. Bu mertebelerin en yücesi Allah-ı, olanaklık (mümkün) niteliğini taşıyan tüm varlıkların sıfat ve gereksinimlerinden uzak ve beri olduğu anlamını ifade eden makam ve mertebedir. Hata Allah-u Teâlâ, olanaklı niteliğine sahip olan varlıkların sahip oldukları kemal sıfatlarından ve akla gelen her çeşit şeylerden bile beri ve uzaktır.[4]

Namazda Tesbihin Makamı

Lügatte ve zihinsel kavramda tesbih Allah ı sıfatlardan ister noksanlığı ifade eden sıfatlar olsun ister olanaklı niteliklere sahip olanların sıfatları olsun tününden beri olduğu anlamını ifade ettiği gibi namazda da tesbihi Allah-a kulluk etme bağlamında ona yakışır ve uygun bir şekilde mana edilmesi gerekir. Şöyle ki; Allahın kulluğundaki tesbih, Allah-ı şirkten, ortaklık sıfattan beri olduğu anlamındadır. Pratikte ise tesbih edinin kendisi kendisinden (kulun kendisi) şirki ve ortaklık koşma anlayışını uzaklaştırmak anlamındadır. Başka bir ifadeyle namaz esnasında Allah ı tesbih etmek sıfatlarının ve her hangi bir menfaat ve gayenin ötesinde zatına âşık olmak anlamındadır. Zira ister dünyevi ister uhrevi olsun her çeşit menfaat için Allaha ibadet etmek onun sıfatlarına ibadet etmek anlamındadır. Tesbih ise tam bunun karşısında ve tekabülünde yer almış olan bir anlamı ifade ediyor.

Böylece şu neticeye varıyoruz ki kulluk yapan ve tesbih eden kimse öyle bir halette Allah ı tesbih etmelidir ki kendini temizlemek, kendini kendisiyle Allah-ı arasına hicaba dönüşmüş ve zihnine hutur etmiş vahimlerden, tasavvurlardan, isteklerden tesbih ve tenzih ediyor anlamını taşır şeklinde ibadet etmelidir.

Hz. Ali’den (a.s.) “subhanellah” kelimesinin tefsirini sorduklarında şöyle cevap veriyor: “subhanellah, müşrikler Allah hakkında söylemiş oldukları her çeşit şeylerden Allah zatını tenzih ve tazim etmek anlamındadır”.[5]   

Zira müşrikler her halükarda Allah hakkında kabul gördükleri her sıfatı, kendi şirk anlayışı ve isteklerinin çerçevesinde görürler.

Geçen konulardan namazda insanın peşinde olduğu asıl gayenin tahakkuk bulması için tesbihin zaruri olduğu çok açık bir şekilde anlaşılmış oldu. Zira namaz ve salâtın, hakikati aşk ile Allaha kulluk etmektir. Secde makamında fena ve yokluk derecesine kadar insan gidiyor. Nihayet fenadan sonra Allah ile mülakat eder. Şöyle demişlerdir: “namaz müminin miracıdır”.[6] Buna binaen namazın aslı ve zatı Allah dışında her şeyden ilgisini kesmek ve yalınızca Allaha kulluk etmektir. Sadece Allah-ı, Allahtan dilemektir. Bu vasıflarla Allahın gerçek tesbihi çok yüksek ve büyük ve birçok mertebesi olan bir makam olduğu anlaşılmaktadır.

Tesbihin Hamd ile Birlikte Oluşu:               

    Tatil ve teşbih:

Şuhutsal ve kalbi olarak Allah ı derk etmeye nail olmamış birçok insan için zihinsel ve pratik olarak (zihninde canlandırdıkları hedefler, düşündükleri menfaatler insanı kendisiyle meşgul etmiş dolayısıyla Allahın sıfatlarıyla ilgileniyor olması onu Allahın zatından gafil etmiş ve) Allahın vücudunu tatil etmelerine neden olmuştur. Allahın sıfatını tatil etmek şu anlamdadır. Sırf ve saf tenzih neticesinde Allaha itikat ve inanmakla birlikte pratik ise Allah-ı kendi memleketinden irtibatını kesmek ve onunla yaratıkları arasında var olan irtibatı olanaklıktan çıkarmaktır. Tesbih ise bunun tam karşısında ve tekabülünde yer almaktadır. Yani Allah-ı yaratıklarıyla aynı ve onlara benzer olmadığınıo söylemektir. Şöyle nakledilmiştir: “Allah ı yaratıklarıyla aynı bilmek küfürdür, onlardan ayrı olduğunu söylemek de tatil anlamındadır. Bu ikisinin arasını bulmak ise tevhittir”.[7]

Buna binaen Allah ı tesbih etme makamında tatilden sakınmak şu anlama gelir: her tür sıfatı Allahtan silerek Allah ı kendi memleketinden dışarı kovmamaktır. Ve varlık âleminde Onun Cemalsal ve celalsal olarak hazırda bulunduğunu inkâr etmemektir. Bundan dolayıdır ki bu tür tesbihten sakınmak için ki pratik olarak tatile varıyor kuranı kerimde defalarca tesbihle birlikte hamd edilmesi tavsiye edilmiştir. Ve tesbih genellikle hamd ile birlikte zikir edilmiştir.[8]  Zira hamd Allahın cemal sıfatlarını övmek anlamındadır. Namazda da tesbihin olduğu her yerde hamd da vardır. Bu ikisi birlikte gelmişlerdir. Hamd ile olan tesbih teşbih ile tatil arasında var olan bir yoldur.

    İspat Yolundan Tesbih:

Genel anlamda Allahın tesbihi iki yönle mümkündür:

    Nefiy ile tesbih
    İspat ile tesbih (hamd ile tesbih)

Nefiy yoluyla yapılan tesbihin anlamı şudur: Benzerliğe ve noksanlıklara delalet eden her çeşit sıfatı Allahtan inkâr etmek ve uzaklaştırmaktır.

Ama ispat ile (hamd ile tesbih) yapılan tesbihin çok latif ve zarif bir anlamı var olmaktadır. Bu mana birçok ayette tekit konusu olmuştur. Namazda da Allah ı bu şekilde tesbih edilmesi gerekmektedir. Hamd ile tesbih etmek ya hamd ile birlikte tesbih etmektir. Bu tesbih tam tatilin tekabülünde yer almakta ve Allah tesbih edildiği halde zımnen Onun için cemal sıfatlarını da ispatlama anlayışı var olmakta. Şöyle ki: cemali olan her sıfatı Allahın aynası ve onun eseri olarak görmektir. Elbette onları ne Allahın kendisi olduğunu olarak algılar ne Allah ı o sıfatlar gibi olduğunu bilir. Buna binaen gerçek namaz kılan kişi Allahın tecellilerine (Allahın eserleri olduğu unvanıyla)  âşık olmanın yanı sıra Allahın zatını ve kendisini bu sıfatların mebdei ve bu sıfatların dışında olduğunu görerek ve Onun zatına kulluk eder olmaktır. Nihayette sıfatların (şirk sıfatlarından) ötesine geçerek sıfatların mebdeine yaklaşıyor. Allah’a olan hakiki aşk da gerçek anlamda Allahtan sıfatları nefiy etmek ve onun dışında olan bütün bağlılıklardan kurtulup fani olmak anlamındadır. Elbette tatil anlayışıyla hiçbir irtibatı olmamakla birlikte Allah dışında her hangi bir şeyin kulluğuna da duçar olmuyor.

Aşnayan reh ışk der in bahri amik

Gark geştend ve ne geştend bı abi alude

Yani. Aşk yoluna aşına olan kimseler bu derin okyanusta gark olduklarına rağmen suyuyla alude (bulaşmış) olmamışlardır.

Hz. Ali (a.s.) tesbih ile olan hamd ve bu ikisinin konumu hakkında şöyle buyuruyor: “et-tesbihu nisful mizan ve el-hamdu yemleü’l – mizane. Yani tesbih mizanın yarısıdır ve hamd mizanı doldurur”.[9]

İlimi ve irfani olan tesbihin bu manasının tahakkuk bulması ve tatil ve teşbih anlayışından uzak ve doğru bir tesbih ve hamd yolunu bulmak Allaha aşık olmak ve Ona kulluk yapmakta çaba ve cihat etmeye ihtiyaç olduğunu gerektirir. Bu sözler sadece beyan ve açıklama sahası ve dairesinde tesbihin, zikrin ve namazın makam ve mertebelerine birer işaret konumundadır.

Sözün kısası tesbihin hamd ile birlikte oluşu zikir ettiğimiz anlamlar salik-i ilallahı (Allaha doğru seyir halinde olan kimseyi) nihayette irfansal tevhide kılavuzluk yapacaktır.  

 ------------

[1] Mustafevi, Hasan, “et-tahkik-u fi kelimatil -  kuranıl -  kerim” Tahran: tercüme ve neşri kitap, c. 5, s, 19.

[2] “Et-tesbih-u huve ettenzihu anişşirki velaczi vennaksi…”, ibni Arabi, “tefsiri ibni Arabi”, Beyrut: daru ihyai turasil-arabi, 1442, k. c. 1, s, 19.

[3] “Aba Abdullahtan (a.s.) sordum: subhanellah şeklinde olan Allah sözünün manası nedir? Cevaben şöyle buyurdu: “Onu tenzih etmek anlamındadır”. (kuleyni, “elkafi”, Tahran: darul – kitabil islamiye, 136, şemsi,  c. 1, s, 118.  

[4] “Tesbih, Allah ı şirkten ve onu acizlik ve benzer gibi noksan sıfatlardan tenzih etmektir. Takdis ise Allah ı olanaklı niteliğini taşıyan her çeşit varlıkların sıfatlarından ve gereksinimlerinde ve hata onların sahip oldukları kemal sıfatlarından, sınırlamayı ve takyit anlamını veren zihinlere gelen her çeşit hükümlerden tenzih etmek anlamındadır”. (ibni Arabi, “fususul – hikem”, intişarati ez-zehra 1370, şemsi, s, 46.

[5] Muhaddis Nuri, “el-müstedreku’l - vesail”, Kum: müesesei alul beyt, 1408,k., ci 5, s. 323.  

[6] Meclisi, “biharu’l - envar”, Beyrut: müesesei el - vefa, c. 81, s. 255.

[7] “Ayrı etmeksizin cem etmek zındıklıktır, cemsiz ayırt etmek de tatildir, ikisinin arasını bulmak tevhittir”, (amuli, seyit Hayder, “camiul esrar ve menbeul envar”, intişarati irşadi İslami, baskı t.y., s. 117: Hasan Zade Amuli, “mumedu’l - himem”, vezareti ferhengi ve irşadi İslami, 1378, ş., s. 109.

[8] “Fe sebih bi Hamdi rebbike vesteğfirhu innehu kane tevvaba”, nasr, 3. Hamd ile tasbih etmek, on defadan daha fazla kuranda zikredilmiştir.

[9] Kuleyni, “el – kafi”, Tahran: darul kutubil islamiye, 1365, h.ş., c, 2, s. 50.

Yeni Makale ve Video öğeleri

Yeni Kitaplar

  • İslam'da Şia

    İslam'da Şia adıyla yayınlanan bu kitap, Batı dünyasına Şia mezhebini tanıtmak için yapılmış olan ara ...
  • Resulullah ve Ehl-i Beyt'i

    Resulullah (saa) ile Ehl-i Beyt'i ve o dönemde cereyan eden bazı önemli olaylar hakkında kaleme almış o ...