Kur’an’da kötümserliğin anlamı nedir?

2014/02/12
Soru
1- Kötümser kelimesinin (örneğin Kur’an’da) anlamı nedir? Kötümserliğe sebep olan illet nedir? Neden İnsan kötümser oluyor? 2- Kötümserliğin tedavi yolu nedir? 3- Acaba kötümserlik ile suizan aynı şey mıdır? 4- Kur’an’ın kötümserler hakkındaki görüşü nedir? Ve kötümser kimselerle nasıl davranılması gerekir? 5- Kötümserlik hastalığı tedavi edildiğinde tekrar ona yakalanmamak için ne yapılması gerekir? 6- Kötümser kimseler, herkese karşı mı kötümserdirler? Veya özel kimselere karşı mı kötümserdirler? Cevabın, özel kimselere karşı kötümserdirler olması halinde, örneğin kimlere karşı (çok sevdiklerine karşı…mı) kötümserdirler? 7- Kötümserliğe müptela olmamak için ne yapılmalıdır? 8- Kötümserliğin etki ve eserleri nelerdir? 9- Kötümser kimseler hangi açıdan (ruhi ve …) daha çok zarar görürler? Mümkünse bu konuyu tüm boyutlarıyla açıklayınız? 10- Bir kimse başkalarına karşı kötümserliğini ıslah etmez ve bu gidişatıyla devam ederse, başkalarına ne gibi zararları olabilir? 11- Kötümser kimsenin kendine verdiği zararlar mı daha çoktur yoksa başkalarına ve topluma verdiği zararlar mı daha çoktur? 12- Kendini ıslah etmeyen kimseler için azap (uhrevi) öngörülmüş müdür? 13- Bu kötü sıfata müptela olanlar, kendilerinin böyle bir sıfattan işkence çekmeleri yanı sıra azap edilecekler midir? 14- Uhrevi azabın yanında, dünyada da azap var mıdır? 15- Kötümser kimsenin toplumdaki yeri nedir? 16- Kötümser kimselerle oturup kalkmanın bizler üzerindeki etkisi nedir? Yani bizlerinde kötümser olması mümkün müdür? 17- Kötümserler daha ziyade gençler midir veya toplumun hepsini mi kapsar; gerçekte bu kötü sıfat özel bir döneme mi aittir yoksa bir dönemle sınırlı olmayıp tüm dönemleri de mi kapsar? 18- Psikologların kötümserler hakkındaki görüşü nedir?

Kötümserlik, içsel bir halet olup çok kötü bir sıfattır ve çeşitli açılardan incelenebilir. Zira bireysel, toplumsal, ruhi, cismi, uhrevi ve dünyevi birçok menfi etkileri vardır. İslam kaynaklarında kötümserliğin etki ve sebeplerinin açıklanmasının yanı sıra, bu hastalığın tedavi yolları da zikredilmiştir.

Ayrıntılı Cevap

İslam kaynaklarında suizan tabiri kullanılan kötümserlik ve kötü sanı, şahsın, başkalarına ve etrafındakilere itimatsızlığının doğmasına sebep olan deruni bir halettir. Bu sebeple kötümser kimseler hadiselere, gelişen olaylara, fertlere ve başkalarının yaptığı işlere olumsuz bir gözle bakar ve bunları yanlış bir şekilde yorumlarlar. Kötümserlik yani “suizan”, iyi bir sıfat olan iyimserliğin (iyi sanı- hüsnü zan) karşısında yer alan günahlardan bir günahtır.

Hakkında suizan yapılan şeyleri (mütaallakı) göz önünde bulundurarak suizan’ı dört kısımda sınıflandırılması mümkündür:

1- Allah’a suizan

2- Kendine suizan

3- Düşmanlara suizan

4- Yakınlara, arkadaşlara, müminlere ve… Suizan

1- Allah’a suizan: Allah’a suizan, yani varlıklar ve insanlar konusunda Allah’a karşı kötümser olmaktır. Allah’ın rahmetinden ümidi kesmek bunun bir örneğidir. Bu, halet beğenilmeyen bir iş ve haramdır. Allah-u Teâlâ Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyurur: “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.”[1] Böyle bir suizan tamamen yersiz ve büyük günahlardandır. İnsan olsun cin olsun mümin bir kimsenin, Allah’ın bunca geniş rahmeti ve bağışlaması karşısında, O’nun rahmeti, bağışlaması ve affından ümidini kesmemesi gerekir.[2]

Çok günah, cehalet, Allah’ı tanımama, cimrilik ve… gibi şeyler, insanın Allah’a karşı suizan beslemesine sebep olur. Bir rivayette cimriliğin, Allah’a karşı suizan beslenmesine sebep olduğu zikredilmiştir.[3]

Allah’a karşı suizan beslenmesine sebep olan işleri tanımak suretiyle, bu sebepleri ortadan kaldırmak ve iyi niyetli olma sebeplerini hazırlamak gerekir. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “Allah’a karşı iyi niyetli olunuz; zira Allah-u Teâlâ şöyle buyurur: Ben hüsnü niyete teveccüh ederim, eğer o, hayrı nazarda tutarsa hayra ulaşacaktır ve eğer suizanda bulunursa, suizannına ulaşacaktır.[4]

2- Kendine karşı kötümserlik: Kendine karşı çok fazla ve yersiz iyimser olmak, (bir taraftan) alçalmamıza ve durgunluğumuza neden olurken (diğer taraftan da) başkalarının da bize karşı merhametsiz olmasına sebep olacaktır. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “ Kendinden razı olan kimselerden, birçokları razı olmayacaktır.”[5]Aynı şekilde ifrata kaçmaksızın insanın kendine karşı suizanda bulunması da tekâmül vesilesidir, İmam Ali (a.s) şöyle buyurur: “Muttakilerin sıfatlarından birisi, kendine karşı suizanda bulunmaktır.”[6]

3- Düşmana karşı suizan beslemek: Böyle bir suizan beğenilen ve övülen işlerdendir ve insanın bir lahza bile düşmanın hile ve aldatmasından gafil olmamasına sebep olur. Kim bilir belki de düşman dostluk kapısından içeri girer ve görünürde iyimser ve barışçı bir eda takınarak dostluk elini uzatır, ne var ki aldatma ve zarar verme hedefindedir. Bu sebeple insanın, düşmanının söz ve hareketlerine karşı iyimser olmaması gerekir. Hz. Ali (a.s) Nehc’ül-Belağa’da Malik Eşter’e hitap ederek şöyle buyurur: “Düşmanına karşı barıştıktan sonra dikkatli ol! Dikkatli ol! Zira düşman bazen gaflete düşürmek için yaklaşır. O hal de ileri görüşlü ol ve hüsnü zannını suçla.”[7]

4- Yakınlara, arkadaşlara, müminlere ve… karşı suizanna gelince: Yakınlara, arkadaşlara, müminlere ve… suizan beslemek ki, zahiren sizinde sorduğunuz soru da bu meseleye yöneliktir, İslami kaynak ve dini metinlerden anlaşıldığı kadarıyla, böyle bir şey içinde yaşadığımız çevre ve toplumla yakından alakalıdır.

a)   Halkın çoğunun, günah ehli olduğu bir çevrede yaşıyorsak ve o toplumda adalet yerini, adaletsizliğe bırakmışsa ve herkes yalnızca kendi dünyasını düşünüyorsa, açıktır ki böyle bir toplumda itimatsızlık ve kötümserlik asıl olacaktır. Bu sebeptendir ki İmam Hadi (a.s) şöyle buyurur: “Ne zaman adaletsizlik, adalete galip olursa, bir şahsın iyiliği sana malum oluncaya kadar ona karşı iyimser olmayınız”.[8]

b)  Ama içinde yaşadığımız toplumun temeli adalet üzerine kurulmuş ve o toplum içinde müminler yaşıyorsa, böyle bir toplumda iyimser olmak ve kötümserlikten kaçınmak gerekir. Çünkü itimat esasına göre yapılanan bir topluma itimat edilmelidir. Allah-u Teâlâ bu konuda şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.”[9]

İmam Hadi (a.s) şöyle buyurur: “Adaletin zulme galip geldiği bir toplumda, kötülüğü sana malum olana kadar biri hakkında kötü düşünmen haramdır”.[10] İslam’a göre Müslüman’ın haysiyeti muhterem ve saygındır; özel bir değeri vardır ve Allah-u Teâlâ Müslüman’ın haysiyetini korumak için, suizannı yasaklamıştır. Müfessirler Kur’an’da geçen “suizan-kötü düşünmek” den sakınmayı, Müslüman’a karşı kötü düşünmemek olarak yorumlamışlardır.[11] Buna binaen Müslüman’ın her ne kadar görünüş itibariyle iyiye yorumlanması zor bile olsa da başkalarının amellerini dostluk ve iyiliğe yorumlaması gerekir.

Bir rivayette Peygamber Ekrem (s.a.a) şöyle buyururlar: “Kardeşinin söylediği şeyler ve yaptığı amelleri için tevcih ara ve eğer bulamazsan, tevcih edecek bir şeyler uydur.”[12]

Kötümserlik ile alakalı olarak sorulan diğer soruları zikredilen tertibi gözeterek cevaplandırmaya çalışacağız:

Kötümserliğin illeti nedir?

Kötümserlik için bir takım sebepler açıklanmıştır, bunlardan bazıları:

1)   İçsel ve dışsal kirlenme: Kendileri kirli ve bulanmış kimseler (manevi anlamdaki kirlilik) başkalarını da kendileri gibi kirli ve çirkin görürler.

2)   Kötü kimselerle oturup kalkmak: İnsan fasit kimselerle oturup kalktığı zaman, herkese karşı kötümser olması gayet doğaldır. Çünkü başkalarını da, oturup kalktığı kimseler gibi olduğunu zannederler. Bir hadiste İmam Ali (a.s) şöyle buyururlar: “Kötülerle oturup kalkmak, iyilere karşı kötümser olma sebebidir.”[13]

3)   Bozuk çevrelerde yaşamak.

4)   Hakarete uğramanın ukdesi (kin ve nefreti). Dar görüşlülüğe duçar olan kimseler veya başkaları tarafından horlananlar, başkalarını da kendi düşünce dünyasında hakir, alçak ve günaha bulaşmış olduklarını düşünürler ve bu vesileyle kendi hakarete uğramışlıklarını aza indirgemeye ve yalancı bir dinginliğe ulaşmaya çalışırlar.

Kötümserliği tedavi etmenin bazı yolları

a.   Aklın güçlendirilmesi: Kötümserlik, akıl ve düşünce yetersizliğidir ve böyle kimseler, her şeyi görmeden kabul ederler. İmam Ali (a.s) şöyle buyurur: “Hüsnü zan, akıllılığın alametlerindendir.”[14]

b.   Tekebbür ve gururdan kaçınma

c.   Doğruya yorumlamak: Kötümser kimseler, insanın aslını keramete yorumlaması gerekir.

Acaba kötümserlik, suizannın aynısı mıdır?

Arapça “Suizan” kelimesinin, Türkçesi tercümesi kötümserliktir (farsça bedbinidir) ve ikisi arasında bir fark yoktur.

Kur’an’ın kötümserlik konusundaki görüşü nedir?

Kur’an bu meseleye işaret etmiş ve kötümserliği günahlardan saymıştır. Kur’an’da şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.”[15]

Eğer kötümserlik tedavi edilmişse, tekrar kötümserliğe müptela olmamak için ne yapmak gerekir?

Bu kötü hasletten uzaklaştıktan sonra, bir kez daha bu kötü halin dönmemesi için kötümserliği kökünden kazınmasına sebep olan işleri tespit ederek söz konusu bu işleri takviye etmek gerekir.

Kötümser kimse, herkese karşı mı yoksa has fertlere kaşı mı kötümserdir?

Bu konu için külli bir kanun yoktur, zira bu kötümser şahsa, şahsın ne ölçüde kötümser olduğuna ve kötümser şahsın, kötümserlik kökenine bağlıdır. Bazen insan, özel bir kimseye karşı düşmanlık, haset ve… dolayı, o kimseye karşı kötümserdir ve başkalarına karşı böyle bir tutumu yoktur. Bazen de birisine olan yakınlık onun kötümserliğine neden olur. Onun isteklerini yerine getirmediği için ona kötümser olur. Birilerden kendisine ihsanda bulunması beklentisindedir, beklentisi yerine getirilmediği durumda onun bu işini cimriliğe ve kasıtlı olduğuna yorumlar.   Ama bazen de bu kötü sıfat, insanda kökleşir; onun zatının bir parçası durumuna gelir. Böyle bir kimse herkese ve hatta kendine, eşine, çocuklarına, arkadaşına ve… karşı kötümserdir. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurur: “Halkın üçte ikisinden fazlası bu günaha müpteladır.”[16]

Kötümserliğin cezası var mıdır?

İnsanın tasavvur ve zihnine hutur eden (zihnine gelen) şeyler günah sayılmaz, ama insanın diğerlerine karşı kötümser olması ve fikrinin kötümserliğe itimat etmesi, kalbinin ona yönelmesi ve doğal olarak amelde zahir etmesi yasaklanmıştır.[17] Buna binaen kötümserliğin üç merhalesi vardır: 1.Kalbi, 2. Söylemsel, 3. Pratik. Kalpten geçen şeyler, teklif kapsamına girmez, zira bu insanın ihtiyarı dışındadır. Ama kötümserliğin yasaklandığı merhale, söylem ve pratikle alakalıdır.[18]

Beşerin tüm fertleri için bütün yaş merhalelerinde bu günahın söz konusu olması mümkündür. Şöyle ki: “Zandan kaçınmak”tan maksat (hucurât Suresi’nde yasaklandığı gibi), zan ve kötümserliğin bizzat kendisi değildir. Çünkü zan ve kötümserliğin kendisi bir çeşit nefsanî bir idraktir ve buna karşı da kalp açıktır, birden bire zan ve kötümserlik kalbe girer ve insan ise, bunun önünü almak için kalp ve nefsine bir kapı yapamaz. O hal de bizzat zannın kendisinden sakındırmak doğru değildir. Ama insanın ihtiyarinde olup zanna neden olan bazı mukaddimelerden sakındırılması mümkündür. Buna binaen ayette suizannı kabullenmekten sakındırmak kastedilip şöyle denilmek istenmiştir: Eğer kalbinde biri için suizan oluşmuşsa, bunu kabullenme ve onu eyleme dönüştürme. O hal de “Zanların bazısı günahtır” buyruğundan da bizzat zannın kendisi kastedilmemiş (Çünkü zan tek başına ister iyi ister kötü olsun günah değildir. Zira bunun insanın ihtiyarinde olmadığını söylemiştik), bilakis onu eyleme taşımak ki bu da bazı konularda haramdır. Örneğin: Senin yanında birisi hakkında kötü konuşulur. Sende, hakkında konuşulan kimseye karşı suizanna düşer onun hakkında bu suizannı kabul eder, onu eyleme geçirir hakkında konuşulan kimseye hakaret eder veya duyduklarının aynısını ona nispetlendirir veya gerçekleşen bu suizannından ötürü kendince başka bir eylem yüklüyorsun. Bütün bunlar kötü, günah ve haram eserlerdir.[19] Ve böyle bir kimse de uhrevi azaba müstahaktır.

Kötümserliğin eserleri:

Kötümserlik ve suizannın bir takım eserleri vardır ve biz bunlardan bazılarını zikredeceğiz:

1. Emniyetin kalkması: Kötümser olan bir kimse, Müslüman’ın şahsi ve mahrem alanına tecavüz eder.

2. Başkalarının işlerine müdahale etme merakı: Kötümser kimse, kendi kötümserliğine kanıtlar bulmak için tecessüs (gizli şeyleri araştırma) yaparak Müslümanlardan hürriyetlerini selp eder.

3. Mümin kardeşlerinin gıybetine müptela olmak:[20] insan birisi hakkında suizan yaptığı zaman bu suizandan ötürü onun gıybetini caiz görür, dolayısıyla onun gıybetini yapar.[21]

4. İbadetlerin yok olunması: Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: “Kötümser olmaktan (Zannını kötüye döndürmekten) sakın! Zira hakikaten kötümserlik ibadeti yok eder ve günahı büyütür.”[22]

5. Dostları kaybetmek, yalnızlık ve inziva: İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: “her kime kötümserlik galip gelirse, hiçbir dostla barışma mahallini bırakmaz.”[23]

6. Korku, cimrilik ve hırsa sebep olur: Peygamber (s.a.a), Ali (s.a)’ye şöyle buyurur: “ Ey Ali; korku, cimrilik ve hırs, suizandan kaynaklanan güdülerdir.”[24]

------------
[1] Yûsuf, 87.

[2] Tayyip, Seyit Abdülhüseyin, “Etyabu’l-beyan fi tefsir’il-Kur’an”, ikinci baskı, Naşiri İntişaratı İslam, Tahran, 1378, ş. c. 9, s. 416 ve 417.

[3] Atarudi, Azizullah, “İman ve küfr”, tercümeyi “el-İman ve el-küfr”, “Bihar’ul-Envar”, birinci baski, Naşiri İntişaratı Atarut, Tahran, 1378 Şemsi, c. 1, s. 550.

[4] A.g.e. c. 2, s. 65.

[5] “Men raziye an nefsihi kesur’es-sahitune aleyhi.”(Allame Meclisi, “ Bihar’ul-Envar”, c. 69, s. 317).

[6] “Fe-hum li enfusihim müttehimune ve min a’amalihim müşfikune iza zükkiye ahadün minhum hafe mimma yukalü lehü”. (“Nehc’ul-Belağa”, hutbe 193,).

[7] “Nehc’ül-Belağa”, 53. Mektup.

[8] Muhammedi Rey Şehri, Muhammed, “Mizan’ul-Hikme”, c. 7, s. 3401.

[9] Hucurat, 12.

[10] “Mizan’ul-Hikme”, c. 7, s. 3401.

[11] Hucurat Suresinin 12. Ayetinin tefsirine müracaat ediniz.

[12] “Mizan’ul-Hikme”, c. 12.

[13] “Bihar’ul-Envar”, Müesseseyi el-Vefa, Beyrut, 1404 Kameri, c. 71, s. 197.

[14]“ Mizan’ul-Hikem”, c. 7, s. 3392.

[15] Hucurât, 12.

[16] Kuleyni, “Usul’ü Kâfi”, dördüncü baskı, Darul Kutüb’ül İslamiye, Tahran, 1365 Şemsi, c. 2, s. 412.

[17] Feyzi Kaşani, “el-Muhaccet’ül-Beyza”, c. 5, s. 286.

[18] Tabersi, Fazl b. el-Hasan, “Mecme’ul-Beyan fi tefsir’il-Kuran” (tercüme) Birinci baskı, Tahran, 1360 Şemsi, c. 23, s. 218 ve 219.

[19] “el-Mizan”ın tercümesi, c. 18, s. 483.

[20] Destğayb, Seyit Abdülhüseyin, “Kalbi selim”, c. 2, s. 183,184 ve 185.

[21] Mustafavi, Hasan, “Mustafavi” (tercüme), Birinci baskı, Naşiri Encümeni İslamiyi Hikmet ve Felsefeyi İran, , Tahran, 1360 Şemsi,  s. 207.

[22] “Şerhi Gurrer’ul-Hikem”, c. 2, s. 308.

[23] “Şerhi Gurer’ul-Hikem”, c. 5, s. 406.

[24] Atarudi, Azizullah, “İman ve küfr”, “el-İman vel Küfr” ün tercümesi, “Biharu’l-Envar”, c. 2, s. 73.

Yeni Makale ve Video öğeleri

Yeni Kitaplar

  • Kur'an İlimleri

    Kur'ân İlimleri veya Kur'ânî İlimler tabiri; Kur'ân'ın tanınması ve muhtelif ...
  • İbretli Öyküler 5. Cilt

    “Bihar’ul- Envar” kitabı Şia’nın en büyük hadis kaynaklarından biridir. Bu kitap ...